Şeyma Elmas Gülek

Günlerden 9 Ocak 2017…  Anneliğimim 100. gününü iliklerime kadar yaşıyorum.  Bu duyguyu böylesine güzel yaşamamın sebebi, Yağmur’uma kavuşacağım o eşsiz günde keş kesiz, korkusuz, coşkuyla geçen doğumumun olmasıdır…Tahmini doğum tarihi geçen Yağmur, bir türlü gelmek bilmiyor, ben strese giriyor, doktorum ise rahat tavırlarıyla beni stresten arındırıyor, doğumun başlaması için tavsiyelerde bulunuyordu…Günde 5 km yürüyüş yapıyordum, sürekli bitki çayları içiyor, evde derin gevşeme müzikleri çalarken bir yandan da bachata müzikleriyle dans ediyorum.29 Eylül 2016 günü sabaha karşı, kuşların sesiyle birlikte Yağmur geleceğinin sinyallerini verdi. Heyecan ve mutlulukla hastaneye koştuk. Güneş Hanıma haber verdim.. Güneş Hanım.. Bizim mucizemiz, hiçbir zaman unutmayacağımız, çok sevdiğimiz, kızımızın kıymetlisi, biricik doktorumuz.. Bana attığı tek bir mesajla 14 saat süren doğum mücadelemde tüm bedenime güç oldu. İlerleyen saatlerde yanıma geldi verebileceği tüm desteği verip yanımdan ayrıldı. Hikâyemin bir diğer kahramanı Esma Ebe girdi devreye.  Esma Ebe.. Hep aklımda olacak.. yüzü, sesi, saçları, bakışları.. Naif ama bir o kadar da otoriteci, roman kahramanı gibi Esma Ebe. Yatmama hiç izin vermedi. Doğum dalgalarımı aktif bir şekilde karşıladım hep. Oğuz devamlı yanımda, her anımda destek olurken, Esma Ebe sürekli tüyo verdi ona.  Son 3 saat inanılmaz zorlanmaya başladım.  Başaramama korkusu kaplarken içimi Esma Ebe ağzıma şeker atıyor, belimi ovuyor, elimi tutuyor, az kaldı deyip sabretmemi sağlıyordu..  Artık yatmak istiyordum, gücüm kalmamıştı. Esma Ebe yatmama izin verdi. Soluma döndüm, bacaklarımın arasına yaklaşık dört beş tane koca yastıkları yerleştirip beni ve Oğuz’u odada baş başa bıraktı, ışıkları loş hale getirdi. Oğuz başımda benimle birlikte sancı çekerken gözlerinden yaşlar süzüldü. Alnıma öpücükler kondurdu, sarıldı, dualar okudu..  Bense doğuramayacağımı düşünüp yerde çömelmeye başladım Esma Ebe geldi beni ve Oğuz’u alıp doğumhaneye götürdü. Oğuz yanımdan bir an olsun ayrılmadı. Başımda öylece durdu. Bazen öylece durmak bile güç oluyor insana..  İşte gücümü bana geri getiren anlardan biri.. Güneş Hanım karşımda..  Bizim güneşimiz..  Geldi ve aydınlandı doğumhane.. O anın tarifi yok..  Sadece Güneş Hanım diyebildim yorgun ve kısık bir sesle. Biraz gücüm olsa kalkıp sarılacağım.. Başımı okşadı başaracaksın dedi.. Nasıl destek oldu bana, nasıl güç oldu… Doğumhane ışıkları tamamen loş, anne karnındaki ışık seviyesine getirildi. Başı görünüyor dedi Güneş Hanım ama benim tüm kemiklerim kırılmış gibi hissediyorum. Bir anda ıkın Şeyma sesleri çoğaldı. Oğuz bile ıkın diyor bana.  Ben yorgunluktan ıkınamıyor, nefeslerimi kontrol edemiyordum. O sırada Oğuz “hadi ıkın gelecek kızımız” diye kulağıma fısıldamaya başladı. Dünya da ilk kez doğuran kadının ben olmadığını düşünüp tüm gücümle ıkındım.  Biraz sonra mum üfle sesleri çoğaldı ve Yağmur’u göğsümde gördüm… Ten tene temas yaptık.İlk defa gözyaşlarım anlam bulmuştu.  Başımda ağlayan bir baba, etrafımda mutlu bir doğum ekibi vardı… Baştan sona kusursuz ve mutlu bir hikâye bıraktılar bana… Şimdi bu genç yaşımda, sanki daha önce beş tane bebek büyütmüş tecrübesiyle büyütüyorum güzel Yağmur’umu.

 

29.09.2016

Şeyma Elmas Gülek

 

[sg_popup id=”1″ event=”click”][/sg_popup]