Sümeyye Esra Köten Güçlü

Merhaba.

Sizinle dördüncü çocuğumun doğum hikayesini paylaşmak istiyorum. İlk üç bebeğimi uzun yıllar yaşadığım Amerika’da dünyaya getirdim. İlk iki doğumumda yapamayacağımı düşündüğüm için epiduralli normal doğum yaptım. Doğum sonrası yaşadığım sıkıntılar üçüncü hamileliğimde daha bilinçli olmamı sağladı. Kendi çabalarım ve araştırmalarım sonucu çok güzel bir doğum yaşadım. Hastanede ama neredeyse tek başımıza (eşim ve ben) doğum gerçekleşti. Doğal doğumu yaşadıktan sonra bir daha epidural düşünmedim.

Dördüncü hamileliğimin Türkiye’de olması benim için stresliydi. Duyduğum kadarıyla doğuma çok fazla müdahale ediliyor, doktorlar en ufak şeyleri bahane edip sezeryana alıyordu. Doğru doktoru yani Op.Dr.Güneş Gündüz Hanım’ı bulduğumda 30 haftalık hamileydim. Kendisini aynı zamanda ebeliğini yapmış Arzu Çulha tavsiye etmişti. İlk görüşmemizde ben istediklerimi ve korkularımı sıraladıkça doktorumdan destek aldım. 12 Aralık’ta 38+6 haftalıkken sabah 8 gibi uyandığımda sancılarım başladı. Geri yatıp 11:00’de olan doktor randevuma kadar güç toplamayı belki de doğumun başlamış olacağını düşündüm. Uyku ve uyanıklık arası güçlü gelen iki üç sancıyı konsantre  olarak hafif atlattım. 10:30’da kalktım ve suyum geldi.

Dördüncü doğum olduğu için hemen hastaneye haber verip güzel bir kahvaltı yaptım. Hastaneye gittiğimizde (12:00) ayakta durmak çok sıkıntı verdiği için asansörü beklemeden 7.kata yürüyerek çıktım. Biliyordum ki açılmayı kolaylaştıracak ve beni sakinleştirecekti. Doğum katına geldiğimde şok oldum. Çoğunluğu erkeklerden oluşan bir kalabalığı görünce yanlış kattayım sandım. Meğer 12.12 tarihinde doğum yapmak isteyen 5 sezeryanlı doğum varmış. Doğumhanede ebe muayenesi ile 9 cm açılma olduğunu öğrenince şaşkınlığım arttı. Doktorum geldi ve müdahale etti. Doktorum ıkınma hissi gelene kadar ıkınmak istemediğimi bildiği için plates topuyla duşun altında olmam için beni odama yönlendirdi. Doğumhaneden odama geçerken bile en ince ayrıntıları atlamadı. Odadan çıkmadan hastane ebesinin yanında tekrar isteklerimi sordu. Çatala çıkma, karına bastırma, epizyo istemediğimi, eşimin doğumda yanımda olmasını, ten tene temas, ve kordonun akışı durduktan sonra babası tarafından kesilmesini istediğimi söyledim. Saat 12:30’da ıkınma hissi geldiği için artık vakti geldi dedik ve doğumhaneye geri gittim.

Yere doğum taburesi konulmuştu. Doktorum ışıkları kapattı sadece masa lambası açıktı. Eşimin arkama geçip bana destek olmasını söyledi. Dizlerini belime dayaması hem sancılarımı hafifletti hem de güç almamı sağladı. Her ne kadar nefes çalışmaları yapmış ve önceki doğumumda uygulamış olsam da doktorum beni çok daha güzel yönlendirdi.

Sakinleştirici bir müzik açıp sürekli konuşarak beni motive etti. Bir yandan asistanı eda terimi siliyor, bir yandan eşim sürekli dua ediyor, doktorum sakin ve rahatlatıcı ses tonuyla her aşamada benim onayımı alarak motive ediyordu. Doktorumun teşvikiyle bebeğim doğarken kendi ellerimle kucaklayıp göğsüme aldım. Ten tene teması dilediğimiz gibi gerçekleştirdik. Kordon kan akımı bitince eşim tarafından kesildi. Kızım 12:43’de yani doğum taburesine çıktıktan 15 dakika sonra doğdu. Çoğu zaman doktorumun sorularına başımı sallayarak cevap verdim. O bana ne kadar güçlü olduğumu, çok iyi gittiğimi söylüyordu ben de gözlerine bakıp onu seçmemdeki sebebi düşünüyorum. “O da anne ve benim yaşadıklarımı sekiz ay önce yaşadı. Ebe ile en doğal şekilde oğlunu doğurdu. Ben de yapabilirim”. Doktoruma göre kitaplardaki gibi bir doğumdu bana göre de hızlıydı, zordu, ama çok güzel bir doğumdu.

Türkiye’de doğum yapmaktan korkan ben soranlara aynı şeyi söylüyorum: ne istediğinizi bilir ve doktorunuzu ona göre seçerseniz Türkiye’de doğum yapmak en güzeli. Doğumların en güzeli en doğal olanı, isteyen herkese nasip olsun inşallah.

12.12.2016

SÜMEYYE ESRA KÖTEN GÜÇLÜ 

[sg_popup id=”1″ event=”click”][/sg_popup]